Kitap Önerisi – 2

Psikolog Beyhan Budak – Kendine İyi Davran Güzel İnsan

Kitap Önerileri yazı serisinin amacı okumaktan keyif aldığım, bana faydalı olduğuna inandığım kitapları sizlerle buluşturmaktı. Bunun ilk örneği olarak Mahfi Eğilmez’in Örneklerle Kolay Ekonomi kitabını incelemiştik. Ekonominin temel unsurlarını en basit haliyle anlatan bu kitabın ardından şimdi de psikoloji alanında uzman olmayan bizlerin çok rahat okuyabileceği ve gündelik hayatımızda karşılaştığımız sorunlara faydalı yaklaşımlar geliştirebileceğimiz bir kitabı inceleyeceğiz; Psikolog Beyhan Budak ’ın kaleme aldığı Kendine İyi Davran Güzel İnsan.

Giriş

Bu yazımda ilgili kitabın bir analizini yapmaktan çok sizler için faydalı olabilecek bir özetini çıkartmak niyetindeyim. Elbetteki asıl önerim çok beğenerek bir çırpıda okuduğum ve çok faydalandığım bu kitabın tamamını okumanızdır. Ancak Corona virüs sebebiyle evde kaldığımız ve kitap okuyacak epey vaktimiz olan bu günlerde önden hızlı bir içerik taraması yapmak isteyenler kitaptan yapılan alıntılardan oluşan bu özeti kullanabilirler.

Yazar Beyhan Budak ’ın dokunduğu noktalar her birimizin ruhunda farklı tonda yansımalar bulacaktır. Ben de okuduklarımın benliğimdeki yansımalarını paragraflar arasına serpiştirmekten kendimi alamadım. Bu notlar elbette bir uzmanın tespitlerinin taşıdığı derinlikten uzaklar. Yine de kendi yaşanmışlıklarınızla benzeştirerek kendinize has çıkarımlar yapmanızı kolaylaştıracak bir katalizör olarak kullanılabilirler

Beyhan Budak Kimdir?

Beyhan Budak ilköğretim ve lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra lisan eğitimini için İstanbul’a gelmiş ve İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Sonrasında önce Gazi Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünde ardından da İstanbul Esenyurt Üniversitesinde Klinik Psikoloji analında yüksek lisanlarını tamamlamıştır.

Psikolojik danışmanlık ihtiyacı olan herkese ulaşabilmek için kurduğu YouTube kanalında “popüler psikoloji” ve “kendine yardım” temalarında videolar paylaşmaktadır. “Kendine İyi Davran Güzel İnsan” ve “Senin Suçun Değil” isminde iki kitap kaleme almıştır.

Kendine İyi Davran Güzel İnsan Kitabının Faydalı Özeti

Beyhan Budak kitap içerisindeki bölümleri bizlerin izlemesi gerektiği şekilde yerleştirmiş. Öncelikle bir sorunumuz olduğunu kabul ederek ve bu sorunu tanımlayarak başlıyoruz. Sonrasında bu sorun veya sorunların kök sebebini bulmak ve buna göre çözüm yaklaşımları geliştirerek yolculuğumuza devam ediyoruz. İşte kitapta benim aklımda en çok kalan bölümlerin özeti…

Sorunlarımızın Kaynağı

“Kötü şeyler herkesin başına gelir. Ya oturup kendine acırsın ya da canının acısına rağmen yola devam edersin.”

Böyle beylik lafları ilk okuduğunuzda “hadi canım sen de! O iş o kadar kolay olsaydı…” dediğinize eminim. Ben öyle diyorum. Ama yine de yazara bir şans verip okumaya devam etmek lazım. Zira bugüne kadar yaptıklarımızdan yeteli faydayı görmediğimize göre yeni yaklaşımlara ihtiyacımız olduğu ortada.

“İnsanlar bana yaralarıyla gelirler. Ruhsal yaralar. Bu yaraları iyileştirmenin ilk yolu kaynağı bulmaktır.”

“İlk yapmamız gereken geçmişten gelen yükleri farkedip, düzenleyip, bir kenara kaldırmaktır. İkinci olarak seni şu anda olumsuz etkileyen fazlalıklardan kurtulmak. Ve en sonunda kişisel dönüşüm ve ruhsal dengenin kapısını aralamak.”

“İnsanın kendi içinden başlamayan hiçbir girişim ve değişim çabası başarı ile sonuçlanmaz.”

Bu kitabın ve hatta bir çok psikoloji ve kişisel gelişim kitabının temelinde bu kuralın yattığını düşünüyorum. Bu hayatta hiç bir dostumu, çalışma arkadaşımı, eşimi, çocuğumu telkinle veya nasihatla yani dışarıdan bir girdiyle değiştirebildiğim olmadı. Bilmişlik taslamanın, danışılan tecrübe sahibi bir kişiymiş gibi davranmanın bana yaşattığını kısa süreli iyi hissetme hali dışında bir faydası olmadı. İnsan bir şey yapacaksa kendisi yapacak. Değişecekse kendisi değişecek.

Sorunun Kaynağı Nerede Acaba?

“Seni derinden etkileyen en temel sorunu hayatına saklanmış bir file benzetebilirim. Çok uzun zamandır hayatında olduğu için sen onu hayatın bir parçası zannedersin. Sorunun kaynağının o olduğu hiç aklına gelmez. Hayat alanlarını tek tek kontrol etmelisin. Çevrendeki insanlar, onlarla kurduğun ilişkiler, yaptığın iş, yapmak isteyip yapamadıkların, aile ilişkilerin, maddi durumun, hayaller, beklentilerin. Özellikle tarif edemediğin sana rahtsızlık veren iç sıkıntıları, gerginlikler ne zaman, nerede ve ne yaparken ortaya çıkıyor?”

Bunu aceleye getirmemek taraftarıyım. Hayatımda tanımsız bir şey olması bana huzursuzluk verdiğinden bilinçaltım bir an önce sıkıntının kaynağını, kök sebebini bulmak eğilimde oluyor. Bulup huzura kavuşmak için acele ederken hata yapmayın. Hayatınızdaki gerçek fili bulduğunuza emin olana kadar eşinip durun.

Çöp Düşünceler

“Bizi kötü etkileyen şey hayatımızdaki olumsuz olayların etkisinin hiç geçmeyeceğine olan inancımızdır. Fakat insan zihni burada devreye girer. Hem hayatın laneti hem de en büyük güzelliklerinden biri olan alışma hali devreye girer. Dolayısı ile bu hayatta hiçbir mutluluk ve acı kalıcı olarak devam etmez.

“Zihnimizin bir özelliği vardır, eğer ki bir düşünce sonuca ulaşmamışsa ve yarım kalmışsa, zihin durmadan yarım kalan düşünceyi tamamlamaya çalışır. Çünkü zihin belirsizliği sevmez.”

“Bir konuyu bir süre düşüntükten sonra yeni bir çözüm yolu bulamıyorsan şimdilik deneyebileceğin tüm yolları denediğini varsayabiliriz. Sorunlu kısım tam olarak burada başlar; tekrar başa sararsın ve asıl mevzu ile alakalı olmayan başka şeyleri de düşünmeye başlarsın.”

Bu benim çok sık düştüğüm bir tuzaktır. Sınavlardaki tüm sorulara cevap vermek baskısı ile yetiştirilen, yapamadığı soruyu boş bırakmanın ayıp sayıldığı bir ortamda büyüyen bir neslin evladı olarak bu tuzağa düşmem çok normal. Ama hayatta cevabını, çözümünü bulamadığımız sorular da olacak. Bu soruyu boş bırakıp bir sonrakine geçersek hayat sınavındaki toplam netimiz daha yüksek olacaktır.

“Ya şu anın keyfini çıkarırsın ve problemle karşılaşınca üzülürsün ya da şu anını da mahveder ve olayla karşlaşınca yine üzülürsün.”

“İşlevsel olan düşünce sorun ortaya çıktığında ya da yeni bir gelişme olduğunda çözüm odaklı düşüncelerdir. Çöp olan düşünceler ise çözüme yönelik katkısı olmayan olumsuzluklarıyla seni aşağıya çeken düşüncelerdir.”

İşlevsel düşünce ile çöp düşünce ayrımını yapmak için kendinize bu soruyu sorabilirsiniz: “Yeni şeyler mi düşünüyorsun, yoksa seni yoran düşünsel geviş getirme tuzağına mı düşmüşsün?”

Bu Da Geçer Ya Hu!

“Zorlu zamanlarda bir kamera lensi gibi problemlerle ilgili gözünden bir şey kaçmadığına emin olmak için problemin kaynağına zoom yaparsın. Ancak bazı problemler sen ne yaparsan yap çözülmez, zaman gerekir. Uzun süre odaklı kalınca dünyan o problemden ibaret olmaya başlar. Bu durum hiç geçmeyecekmiş gibi gelmeye başlar. Çoktan işlevsel düşünce kısmını geçmiş çöp düşüncelerin içine yuvarlanmışsındır.”

“Rahatsız edici düşünce atakları geldiğinde onlara kesinlikle cevap vermeyeceksin. Zihninden atmaya çalışmayacaksın. Sadece dikkatini başka yere kaydıracaksın. Sen davranışsal olarak yapman gereken diğer şeylere vermelisin kendini; bitirmen gereken işler, fiziksel aktivite, sosyalleşmek gibi… ”

“Sen sadece insansın; diğerleri gibi sorunlar yaşarsın ve sonrasında çözersin; çözemesen de alışırsın.”

Duygu Kontrolü

“Kişinin haksızlığa uğradığını hissetmesi, hayal kırıklığına uğraması, hemen ardından öfke hissetmesi çok normal bir süreçtir. Duygularını kontrol edemeyen kişi bu sürecin sonunda hemen eyleme geçerek rahatlamak zorunda hisseder. Böyle zamanlarda duygunun hissedildiği an ile karar verme anı arasına bir tampon zaman dilimi koyun. 1 ay, 1 hafta hatta 1 saat bile anlamlı bir fark yaratacaktır.”

Ben bu yöntemi iş hayatımda (yeni davranışları iş hayatında uygulamak özel hayata göre daha kolay oluyor) uzun süredir uyguluyorum. Sinirlerinizi bozan, hemen cevabı yapıştırmak istediğiniz bir e-posta aldığınızda yerinizden kalkın gidip bir kahve hazırlayın kendinize, saat uygunsa öğlen yemeğine gidin, haftasonu oynan maç üzerine yapılan bir muhabbete katılın, bir yolunu bulun ve kendinize bir kaç saatlik bir tampon süre yaratın. Hatta isterseniz içinizden taşan duygularla yazmak istediğiniz o sert mesajı yazın; ama göndermeyin. 1 sonraki günün sabahına kadar bekleyin. Kendi tecrübeme göre hemen her defasında o mesajları silip çok daha sakin bir aksiyonu tercih ediyorum.

“Bazen bir insana gerek duymadan sadece anlatıyor olmak bile inanılmaz rahatlatıcıdır. İçinde sana dert olan, yük olan her ne varsa ağzından dışarı çıkıyor olması senin içindeki etkisini kaybetmesine neden olur. Yazarak anlatmak içini dökmek kağıtlara iyileştiricidir.”

Yazdıkça içinde bulunduğun sarmaldan kurtulman kolaylaşır. Zihnindeki olumsuz düşünceleri, kaygıları yaza yaza tüketirsin. Kendinize bir not defteri edinin ve unutmayın bu yöntemi denemek için gelişmiş bir edebi dile ihtiyacınız yok. Yazdıklarınızı kendiniz için yazıyorsunuz. Başkaları okumayacak, rahat olun.

Başarı Putları 

“Başarı günümüzde putlaştırılmış durumda; başarılı ol da nasıl olursan ol. Başarı döneminin çok ünlü putları var; Steve Jobs, Elon Musk, Jeff Bezos gibi… Evet, çaba gösterme konusunda alacağımız her ilham değerli  ama tek hedef maddi kazançlar içerisinde başarıya ulaşmak mı olmalı? ”

Yazar Aldous Huxley der ki; “Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlayamayabilirsin. Şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla”.

“Yukarıda bahsettiğim insanlar hakkında okuduğumuz birçok şey bir sürü reklam ve halkla ilişkiler ajansının filtresinden geçerek bize ulaşıyor. Neyi duymamızı istiyorlarsa onu duyuyoruz. Böyle büyük ölçekli işlerin arka planında gizli anlaşmalar, devlet destekleri ve haklarına girilen birçok insan olabilir. ”

Benim de üyesi olduğum beyaz yakalılar topluluğunda bir virüs gibi yayılan ancak yayıldıkça içi boşalan, anlamını kaybeden bir kavram var; Girişimcilik, daha doğrusu girişimci olma trendi. Günümüzde herkes kendisini evinin arka bahçesindeki garajda inovatif bir ürün geliştirmek zorunda hissediyor. Başarının tek yolu bu olarak görülmeye başlandı. Maaşlı bir işte çalışmak ise gençlerin tabiri ile “eziklik” olarak görülüyor. Bu algıda yukarıda adı geçen başarı hikayelerinin etkisi büyük olmakla birlikte yine de tüm sorumluluğu başkalarına atamayız. Başarı ve mutluluk gibi kavramların içini kendi doğrularımıza, kendi duygularımıza göre doldurmaya gayret etmeliyiz. Bize sunulanlardan en az şekilde etkilenip kendi yolumuzda yürürsek putların olumsuz etkilerinden korunmuş oluruz.  

Kabullenme

“Yeterince mücadele ettiğine inanıyorsan ve artık değişen bir şey olmayacağını anladıysan kabullenme zamanı gelmiştir. ”

“Hayallerine aşık ol ama bunu saplantı haline getirme. Karşılık bulamadığın zaman yoluna devam etmelisin. ”

“Herşeyi yapamazsın, herşeyi başaramazsın. Başarman da gerekmiyor zaten. Hayatın sana sunduğu seçenekleri değerlendirip yoluna devam etmelisin.”

İş hayatı insanları bu konuda zehirliyor. Verilen kişisel gelişim eğitimleri, performans değerlendirme sistemleri, yıllık hedefler ve her zaman daha fazlasını başarı olarak tanımlayan bir sistem. Hele bir de bu zihniyeti özel hayatınızda uygularsanız; vay halinize!

“Karşılaştığım bir çok örnekte çevresindeki insanı değiştirmeye çalışan insanlar bu çabanın sonuçsuz kalmasından dolayı ciddi bir ruhsal yorgunluk içerisinde oluyorlar. Eşin, sevgilin, arkadaşın… Değiştirme noktasındaki girişimlerin sonuçsuz kalınca için öfkeyle dolmaya başlıyor. Karşı tarafa öfkeleniyorsun; neden beni umursamıyor diye. Uzun yıllardır uğraştığın ve değiştiremediğin şeyler varsa burada kabullenme kısmı devreye girmeli.”

“Gelelim aktif kabullenmeyi hayatımıza uygulayabileceğimiz son alana yani başımıza gelen olaylara. Psikolog Rollo May “Sıkıntı insan olmanın meslek hastalığıdır” der. Başımıza gelen kötü bir olay neticesinde durumu kabullenmeyişimiz hayatımızın büyük bir kısmına zarar verebilir. Halbu ki insanın fıtratı alışmak üzerinedir.”

“Modern zaman insanı hissettiği her olumsuzluğun bir devası olsun istiyor. Oysa bazı problemler var ki sadece sadredersin. O problem için artık yapacak pek bir şey kalmamıştır.”

Bu benim de üzerine çalıştığım bir konu. Sabretmeyi öğrenmek için de sabretmek lazım. Hemen olmuyor. Kendinize gerekli zamanı tanımalısınız.

Değişim Anahtarı 

“Değişim konusunda sık yapılan hatalardan biri de değişimin gerçekleşeceği süre ile ilgili beklentidir. Küçük ve büyük her konuda binlerce alışkanlık parçası kişiliği oluşturur. Bu alışkanlıklar yıllar içinde oluşmuştur. Bazı şeyleri çok kısa sürede değiştirebileceğini düşünüyorsan yanılıyorsun. Değişim süreci neredeyse her zaman 2 adım ileri 1 adım geridir.”

“Dışarıdan içeriye doğru değişim. Teoride, zihinsel olarak hazırsan her şeyi yapmak çok kolaydır gibi bir algı var. Ancak zihinsel olarak hazır hale gelmek çok uzun sürebiliyor, bazen hiç olmayabiliyor. Hazır olmasan da isteksiz de olsan değişim için bir şekilde harekete geçmelisin. Değişim konusunda kervan biraz da yolda düzülür. İçsel anlamda hazır olmasan da davranışsal anlamda yaptığın değişiklikler içini de değiştirecektir. İçinde yankısını her zaman bulur. Değişim tohumu zihinde atılır ama suyu davranışlarla verilir.”

Bu aşamada tökezlediğinizde, düştüğünüzde, motivasyonunuzu kaybettiğinizde yeniden ayağa kalkmanızı sağlayacak bir motivasyon kaynağı bulmalısınız. Amacınızı size hatırlatacak bir şeyler… Gerçek bir dost, Beyhan Budak ’ın YouTube kanalındaki tavsiye videoları, değişim konusundaki düşüncelerinizi yazdığınız o küçük defter; size amacınızı yeniden hatırlatacak bir yöntem bulmalısınız. 

Karantina Günleri İçin Son Bir Not

Hayatın her anını dolduramazsın, her an çok eğlenceli geçmez. Bazen sıkılırsın, hiçbir şey yapmak istemediğin anlar da olabilir. Bazen tembellik yapmak istersin. Sıkılmaktan korkma. Her zaman bir şey yapmak zorunda hissediyor olman çoğu zaman hayatı kaçırıyormuşsun yanılsamasına kapıldığın içindir.

Sonuç

İç dünyanıza yapacağınız yolculuklarda yanınıza alacağınız 3 şeyden biri Beyhan Budak ’ın tavsiyeleri olabilir. Kolay anlaşılabilir ve uygulanabilir bu tavsiyeler yapacağınız seyahatte size yol göstereceklerdir. Bu yazımda sizinle paylaştığım alıntılar yüksek ihtimalle benim iç dünyamda eksikliğini hissettiğim ya da yolunda gitmeyen bazı konular hakkında ip uçları barındırıyordur. Kim bilir belki sizin çok daha başka ihtiyaçlarınız vardır. Dolayısı ile Okuyacağınız bu derleme sonrasında damağınızda hoş bir lezzet kaldıysa vakit kaybetmeden “Kendine İyi Davran Güzel İnsan” kitabını edinip tamamını okuyunuz.

Evde Kal, Sağlıkla Kal TÜRKİYE !..

Avatar

Yazar: Berk Özoğuz

1983 Ankara. Makine Mühendisi. Baba. Araştırmaya meraklı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir